Blog Üst üste dizilmiş, gitgide kısalan yatay katmanlardan oluşan soyut çizim
Kitap4 dk okuma

Yarıda bırakılan kitaplar

Bir kitabı bitirmek zorunda olmadığımı kabul ettiğimden beri daha çok okuyorum. Bırakma izninin okuma alışkanlığına etkisi üzerine.

Uzun süre bir kitabı yarıda bırakmayı yenilgi saydım. Başladığım her şeyi bitirmem gerektiğini düşünüyordum. Sonuç, üçte birinde takılıp kalmış bir kitabın haftalarca başucumda beklemesi ve bu süre boyunca başka hiçbir şeye başlayamamamdı.

Bir kitabın bize borcu yok

Bir kitap ilk elli sayfada kendini anlatmıyorsa, çoğu zaman sorun benim sabırsızlığım değil. Kitapla o an aramızdaki mesafe. Aynı kitabı üç yıl sonra elime aldığımda bambaşka bir şey okuduğumu fark ettiğim çok oldu.

Bırakmak, o kitabı reddetmek değil. Sadece "şimdi değil" demek.

Bıraktıklarımı bir yere yazıyorum

Bir kitabı kapatırken kısa bir not düşüyorum: nerede bıraktım, neden bıraktım. İki satır yetiyor.

"Yüz sayfada bir türlü giremedim. Anlatıcının sesi bana uzak geldi — belki başka bir dönemde."

Bu notlar zamanla ilginç bir arşive dönüştü. Bazı kitaplara geri döndüm ve o zaman uzak gelen sesin aslında bana ne kadar yakın olduğunu gördüm. Bazılarına hiç dönmedim; onlar da bir cevap.

Bitirme baskısı okumayı yavaşlatıyor

Bitirme zorunluluğu hissettiğimde okuma hızım düşüyor, çünkü kitabı açmayı erteliyorum. Erteledikçe araya mesafe giriyor, mesafe girdikçe anlatıyı unutuyorum ve baştan başlamam gerekiyor.

Bırakma iznini kendime verdiğimde bu döngü kırıldı. Elimdeki kitabı beğenmiyorsam kapatıp başka birine geçiyorum ve okuma hiç durmuyor.

Yılda kaç kitap bitirdiğim artık ilgimi çekmiyor. Kaç kitapla gerçekten karşılaştığım daha anlamlı geliyor.

OkumaAlışkanlık
Tüm yazılar
© 2026 mahzen.bio